Devetabanı yeni siyah mı?

Devetabanı yeni siyah mı?

Yeşilçam filmlerinde zengin köşklerinin vazgeçilmez salon bitkisi olan meşhur Devetabanı, asıl adıyla Monstera Deliciosa geri döndü. Özellikle 60’lı ve 70’li yıllardan ilham alan evlerin vazgeçilmezi olan Devetabanı, geçtiğimiz on yılda unutulmuş, ofis köşelerinde tozlanmaya terkedilmişti. Dev iç mekan bitkilerinin yeniden salonların baş köşelerine yerleşmeleriyle, eski gözdelerden Devetabanı da hakettiği yere kavuşmuş oldu. Bitkinin de modası olur muymuş demeyin, geçtiğimiz yıllarda Devetabanını çiçekçilerde bile bulmak mümkün değildi, ‘onun modası geçti’ cevabını alıveriyordunuz. Çok şükür döndü, dönüşü de muhteşem oldu.

Anavatanı Güney Amerika’nın yağmur ormanları olan bu bitki aslında bir sarmaşık, doğal ortamında boyu üç metreyi bulan dev yaprakları yüzünden canavar anlamına gelen Monstera ismini almış. Deliciosa eki ise tadı ananası andıran lezzetli meyvesinden geliyor. Bu lezzetli canavarın meyvelerini ev koşullarında yiyebilmek pek mümkün değil malesef, ille de Meksika seyahati gerektiriyor.

Büyük yapraklarındaki deliklerden dolayı İsviçre peyniri bitkisi olarak da anılan Devetabanı, yapraklarının yarattığı güçlü grafik etki nedeniyle tropik bir heykel gibi, özellikle boş ve geniş alanlara çok yakışıyor. Haraketli yaprak formları sayesinde yalın ve modern mekanları, nostaljik tarafıyla ise vintage mekanları tamamlıyor. Bir bitki boşuna klasik olmuyor değil mi. Budama yaptığınızda da sakın bu güzel yaprakları atmaya kalkmayın, basit cam bir vazonun içine yerleştirdiğinizde yaprakların gücünü daha iyi anlayacaksınız.

Bol ışıklı, nemli bir ortam ve haftada bir sulama ile kolaylıklı mutlu bir Devetabanı’nız olabilir. Minik bir tavsiye, tüm salon bitkilerinde olduğu gibi direkt musluk suyu yerine dinlendirilmiş su kullanmak daha iyi olacaktır.

Bakalım Devetabanı’nından sonra 80’li yılların favorisi Kauçuk da aramıza geri dönecek mi?

Satın almak için;
http://www.muz.se/collections/all/products/monstera-deliciosa?variant=29477182599

Bu yazı VOUGE dergisi, Haziran 2014 sayısında yayınlanmıştır.

Pilea Peperomioides

Pilea Peperomioides

Son zamanların Monstera’dan sonra en popüler bitkisi Pilea Peperomioides’in hikayesi az yaprakları kadar ilginç.

Anavatanı Güney Çin olan bu türün Avrupa’ya nasıl ulaştığı uzun bir süre bilinmiyordu. Pilea’nın kökenini araştıran botanistler; 1940’larda Çin’de yaşayan Norveçli bir misyonerin bitkiyi Norveç’e getirdiğini, hatta bitkinin bu yolculuk boyunca iki sene kapalı bir kutuda kalmasına rağmen hayatta kaldığını öğrendi. Oldukça kolay çoğalan bir bitki olduğu için İskandinavya üzerinden bütün Avrupa’ya yayıldığı tahmin ediliyor.

Işık geçirgen yaprakları ve yusyuvarlak, eşi görülmemiş yaprakları ile oldukça fotojenik olan Pilea’nın günümüzde tekrar popüler olmasında ise yine İskandinav mobilya kataloglarının ve Pinterest’in payı büyük. Pilea Peperomioides nilüferi andıran yaprakları yüzünden ‘Çin Para Bitkisi’ yada ‘Pancake Bitkisi’ olarak da anılıyor.

Bakımı oldukça kolaydır, direkt güneş ışığı istemez. Direnaj sistemi iyi olan bir saksıda oldukça mutlu olacaktır. Kolaylıkla yeni filizler veren Pilea için, her baharda saksı değişimi yapılabilir, verdiği yeni filizler ise başka saksılara ayrılarak kolaylıkla çoğaltılabilir. Toprak seçimi olarak torf kullanılmalı ve nemli tutulmalıdır. Bulunduğu ortamı sevdiğinde pembemsi beyaz çiçekler de açar ama çiçekleri yaprakları kadar gösterişli değildir. Boyu ise en fazla 30cm.’e kadar ulaşır.

Pilea Peperomioides, bitki meraklıları ve koleksiyoncular için olmazsa olmaz türlerden, Müz’ün da favori bitkilerinden.

Satın almak için;
http://www.muz.se/collections/all/products/pilea-peperomioides?variant=29477630215



Marimo Bakımı

Marimo Bakımı

Türkiye'de 'Yosun Topu' olarak bilinen bu tatlı su yosunun anavatanı Japonya'da Atan Gölü ve İzlanda'da Myvatn gölleridir. Bakımları çok kolaydır, marimonuza bir kavanoz, fanus veya akvaryumda besleyebilirsiniz.

Kavanozda veya fanusta baktığınız marimonuzun suyunu her hafta mutlaka değiştirmelisiniz, musluk suyu kullanabilirsiniz. Su değişimi esnasında marimonuzu çevirirek yıkarsanız yuvarlak şeklini kaybetmemesini sağlarsınız. Su değişimi esnasında soğuk su tercih edin, hatta çok sıcak havalarda buzdolabına bile koyabilirsiniz. Ayrıca marimonuzu direkt güneş ışığından korumalısınız.

Marimolar yılda yaklaşık yarım santimetre büyürler ve çapları 40 santimetre'ye ulaşabilir.

Japonya'da marimoların sahiplerine şans ve aşk getirdiğine inanıldığını da ekleyelim.

Satın almak için;
http://www.muz.se/collections/all/products/marimo

Teraryum Nedir

Teraryum Nedir

Teraryum fikrinin atası, Dr. Ward'un bitki koleksiyonunu muhafaza etmek için tasarladığı 'Wardian Case'lerdir. Bitkileri dış etkilerden korumayı ve cam içinde kapalı bir döngü oluşturmayı amaçlayan küçük ölçekli seralardır bunlar. '

Wardian Case"ler özellikle 19. yüzyılda Avrupa ve Amerika'da dekoratif salon objeleri olarak oldukça popüler oldular, Viktoryen dönemin kirli havasında evlerde orkideler ve eğreltiotları gibi özel koşullara ihtiyaç duyan egzotik bitkileri sergilemeye olanak sağladılar.

Teraryumlar küçük doğa parçaları ve bitki akvaryumları olarak görülebilirler. Kullanılan cama göre açık ve kapalı olmak üzere iki temel tipi vardır. Teraryumun türü içinde kullanılacak bitkiler göz önünde bulundurularak seçilir, özellikle su ve nem açısından benzer koşullara ihtiyaç duyan bitkilerin bir araya getirilmesi önemlidir.

Kaktüs ve sukulent türleri için açık ve hava alan teraryumlar uygundur çünkü temiz ve kuru havaya ihtiyaç duyarlar. Sarmaşık veya eğreltiotu gibi fazla nem seven bitkiler için ise tamamen kapalı teraryumlar idealdir.

Satın almak için;
http://www.muz.se/collections/all/teraryum

Hava Bitkisi Bakımı

Hava Bitkisi Bakımı

Işık:

Hava bitkileri mutlaka aydınlık ortamda bakılmalıdır. Yaz aylarında direkt güneş ışığından korursanız yanmalarını engellerseniz, ışığın yatay açıyla geldiği kış aylarında pencere önü gibi daha direkt ışık alan noktalara konulabilir.

Su:

Hava bitkileri yüksek neme ihtiyaç duyarlar. Kuru havası olan ortamlarda haftada bir kez tamamen ıslatmanız önerilir, havası daha nemli ortamlarda sulama sıklığını azaltabilirsiniz. Suya tamamen batırıp suda yarım saat bekleterek sulama yapabilirsiniz. Suya tamamen batırmanın mümkün olmadığı büyük türlerde yıkamak da yeterli olabilir. Sulamadan sonra yerine koymadan önce havadar bir ortamda tamamen kurumasını bekleyin, ters biçimde kurutursanız suyun içinde birikip bitkiyi çürütmesini engellemiş olursunuz. Diğer bitkilerde olduğu gibi sabah erken saatlerde sulamayı tercih edin.

Spreyleme tek başına sulama yöntemi olarak yetersiz kalabilir, ama bitkiyi yerinden oynatma imkanı olmayan durumlarda bu yöntemi de tercih edebilirsiniz. Bu durumda sulama sıklığını arttırmalısınız.

Gübre:

Bitkileri yeni aldığınızda gübrelemekten kaçının, yerine alıştıktan ve bitkinin sağlıklı olduğuna emin olduktan sonra ayda bir kez gübre verebilirsiniz. Gübre olarak orkide gübresi kullanın, önerilen oranda suyla karıştırıp spreyleme yapabilirsiniz.

Sergileme: 

Hava bitkilerini paslanmaz tel veya akvaryum silikonu kullanarak ahşap parçalarına veya duvara asabilirsiniz. 

Satın almak için;
http://www.muz.se/collections/all/hava-bitkisi

Teraryum Bakımı

Teraryum Bakımı

Işık:

Çoğu teraryum için homojen ve direkt olmayan gün ışığı idealdir. Güneş miktarı fazla geldiğinde bitkilerde güneş yanıkları olduğunu ve yaprak renklerinin solgunlaştığını görebilirsiniz, böyle bir durumda teraryumunuzu daha gölge bir noktaya taşıyın. Işık yetersiz olduğunda ise bitkilerin gövdelerinin orantısız biçimde uzadığını, yapraklarının soluk ve dayanıksız hale geldiğini gözlemleyebilirsiniz, bu durumlarda ışık miktarını kademeli olarak arttırmak gerekir.


Toprak:

Yaklaşık iki senede bir bitkilerin toprağını değiştirmek iyi olacaktır. Kullanıcak toprak tipi bitki türüyle bağlantılıdır. Kaktüs ve sukulent teraryumlarında, taş ve kumla karışık kaktüs topraklarını kullanmak toprağın fazla nem tutmamasını ve bitki köklerinin çürümesi riskini engellediği için daha doğrudur.


Isı:

Özellikle kapalı teraryumlar çok fazla ısı tutarlar. Teraryumların kalorifer üstlerine konulmaması ve pencere önü gibi direkt güneş ışığı alan yerlerden uzak tutulması önemlidir. 


Temizlik:

Çürüyen yaprakları keserek alın, dökülen yaprakları ve kuruyan çiçekleri temizleyin. Camın tozunu almayı ihmal etmeyin ve camın iç yüzeyini temizlerken kimsayal temizleyiciler kullanmayın. Ulaşamayacağınız yerlerin tozunu fırça yardımıyla alabilirsiniz.


Sulama:

Kapalı teraryumlar hemen hemen hiç su istemezler, gözle görülür bir kuruma görmedikçe kapağını açıp sulamanıza gerek yoktur. Açık teraryumlarda sulamadan önce parmağınızı toprağa hafifçe batırarak toprağın nemini test edebilirsiniz. Sulama sıklığı teraryumda kullanılan bitkinin tipine göre değişiklik gösterecektir. Sarmaşıklar, begonyalar, menekşeler ve yosun gibi orman tipi bitkilerin kullanıldığı teraryumların toprağının kesinlikle kurumaması gerekir.

Kaktüs ve sukulent teraryumları için ise fazla sulamak susuz bırakmaktan daha zararlıdır, bu yüzden sularken temkinli olmak gerekir. Kaktüs ve sukulentlerde sulama sıklığı genelde kış aylarında iki haftada bir veya ayda bire düşer, yazın ise 7-10 gün arasıdır. Kontrollü su dökebileceğiniz bir alet yardımıyla sulama yapabilirsiniz.